TGRT'nin yeni sahibi MURDOCH oldu Peki ya UNUTULAN GERÇEK SAHİPLERİ ? "İSLAMIN SESİ OLACAK televizyon kuruyoruz" diyerek para topladılar...
KORİDORLARINDA TOPLU NAMAZkılınan TGRT nasıl “Tİ-Cİ-AR-Tİ” oldu?
FAİZSİZ KAZANÇ kime maaş olarak verildi?
SEDA-GÜLBEN İKİLİSİ holding toplantılarına katılıyordu...
İhlas olayı: İMAM ENVER'DEN DR. ENVER'E...
Demirel, onun için DURAKTA BEKLEMEZ... demişti.
TGRT’nin unutulan gerçek sahipleri...
TGRT nasıl “Tİ-Cİ-AR-Tİ” oldu?
"İslamın sesi olacak bir televizyon kuruyoruz" diyerek para topladılar
"Faizsiz kazanç" kime maaş olarak verildi ?
Seda-Gülben ikilisi holding toplantılarına katılıyordu
Ören, 60 yaşına kadar yapmadığı bir işi yaptı
“İhlas senedi alan hem dünyada hem de ahirette kazanır”
1990'ların başında İslamcılar "Bizim de bir özel televizyonumuz olacak" sevdasıyla, ellerinde ne var ne yok TGRT'cilere verdiler. O dönem Türkiye gazetesinde kolundaki bileziği çıkarıp televizyon için veren kadınların resimleri yayınlanıyordu. Kimse karşılık beklemiyordu. Bağışta bulunanlar "büyük sevap işlediklerine" inandırıldılar.
İHLASLI, ÖNCE KARISININ BİLEZİKLERİNİ SONRA DA PARASINI KAPTIRDI
"İslamın sesi olacak bir televizyon kuruyoruz" diyerek para topladılar. İslami TV projesi imaj kurbanı oldu. "İhlas"lı olmanın faturası ağır oldu.
1990'ların başında "Işıkçılar" cemaati arasında başlayan bir kampanya kısa sürede islamcılar arasında büyük bir ilgi gördü. İslamcılar "Bizim de bir özel televizyonumuz olacak" sevdasıyla, ellerinde ne var ne yok TGRT'cilere verdiler. O dönem Türkiye gazetesinde kolundaki bileziği çıkarıp televizyon için veren kadınların resimleri yayınlanıyordu. Kimse karşılık beklemiyordu. Bağışta bulunanlar "büyük sevap işlediklerine" inandırıldılar. Sonunda
1993 yılında TGRT yayına başladı. İlk yıllarda islami bir çizgide yayın yaptı. İslami içerikli diziler, dini sohbetler yayınlandı. Bu dönemde de büyük paralar toplandı. Özellikle Almanya'dan büyük miktarlarda para akışı sağlandı. Bağışta bulunanlara resmi bir geçerliliği olmayan "ortaklık sertifikaları" dağıtıldı. Kimine o kağıt parçaları da verilmedi.
İslami çizgiyi ilk delen Seda Sayan oldu. Seda Sayan'ın toplu namaz kılınan koridorları aşındırmasına çalışanlar ses çıkaramadı. Enver Abi öyle istiyordu. Seda Sayan'ın kapalı kıyafetlerle başlattığı değişim 28 Şubat sürecinde yerini imaja bıraktı. Asker korkusu Enver Abi'yi öyle endişelendiriyordu ki, İslamcı sermaye grupları arasında İhlas'ın adının geçmesi işleri alt üst edebilirdi. Ekran baştan aşağı yenilendi. Değişime karşı çıkanlar kapı önüne konuldu. Enver Abi her şeyin doğrusunu bilir diyenler bu imaj değişikliğine alkış tuttular. İslamcılar ilk hayal kırıklığını Seda Sayan'ın ekranda boy göstermesiyle yaşadılar. Ona alıştılar, zaten onun dışında televizyonun eski çizgisi korunuyordu. Ancak son imaj değişikliği ve ekranın daha da çıplak hale gelmesiyle İslamcılar için TGRT bitti.
Gülben Ergen, Sibel Can, Hülya AvÅŸar, Sibel Turnagöl, Ebru GündeÅŸ, Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses daha kimler yoktu ki… Parayı duyan soluÄŸu TGRT'de alıyordu. İslamcılar paralarını ve İslami TV hayalini unuttular. Zaten Enver Abi'nin de onları hatırladığı yoktu.
TGRT’nin kuruluÅŸuna katkı saÄŸlayanlar hayatlarının her alanında İhlas'lı olmaya gayret ettiler. Evinde İhlas ev aletleri kullananlar, birikimlerini de İhlas Finans'ta deÄŸerlendirdiler. 'İhlas'lılar televizyondaki imaj deÄŸiÅŸikliÄŸinin parasal kaynağının "faizsiz kazanç" uÄŸruna yatırdıkları paralar olduÄŸunu bilmiyorlardı. Geçte olsa bunu da öğrendiler önce bilezikler ardından paralar gitti. Enver Abi'nin imaj deÄŸiÅŸiminin faturası ağır oldu.
*İhlas: İçtenlik, samimiyet; bir işi sırf Allah için yapmak... Dipnot: Hayatta biraraya gelmeyecek iki sözcük varsa o da; İhlas ile gazeteciliktir.
"FAİZSİZ KAZANÇ" KİME MAAŞ OLARAK VERİLDİ? İhlas Finans battı. "Faiz değil, kar payı" diye toplanan paralar nereye ve kime gitti? TGRT'nin 28 şubat süreciyle başlayan imaj değişikliğine büyük paralar harcandı. İmaj değişikliğinin finansörü 'İhlas'lı müşterilerdi. İhlas Finans "faizsiz kazanç" sloganıyla inanan kesimin paralarını kasalarına çekti. Para kar zarar ortaklığıyla toplanıyordu. Yani harcaması kolaydı. Çünkü hesap verme zorunluluğu yoktu. İhlas Finans zarar gösterip işin içinden çıkabilirdi. Öyle de oldu. TGRT, o günün parasıyla Seda Sayan'a 80 milyar lira, Gülben Ergen'e de 40 milyar lira maaş ödüyordu. Ebru Gündeş'e ise program başina 25 bin dolar ödeniyordu.
Sibel Can çekmediÄŸi dizilere karşılık 4 milyon dolar aldı. Kadir İnanır’a hizmetleri karşılığında 670 bin dolar peÅŸin ödenmiÅŸti. Sibel Turnagöl aylık 10 bin dolar, Seren Serengil’e program başına 10 bin dolar para veriliyordu. Parayla birlikte TGRT yıldızlarına jeep ve daire de hediye edilmiÅŸti. TGRT'nin gerçek çalışanları ise medya ortalamasının altında maaÅŸ almaya razı oldu.
SEDA-GÜLBEN İKİLİSİ HOLDİNG TOPLANTILARINA KATILIYORDU
TGRT'nin güzelleri en gizli toplantılara bile katılabiliyorlardı. Genel yayın yönetmeninden daha etkiliydiler. Enver Ören övünmeyi seviyordu. Çevresindekiler Doktor Enver Abilerini sürekli pohpohluyorlardı. Son zamanlarda çevresindeki "destekçi" grubuna ÅŸarkıcıları da kattı. Onlar olmadan toplantı yapılmıyordu. İkisine de kapısında genel müdür yardımcısı yazan odalar tahsis edilmiÅŸti. Enver Abi, Seda Sayan ve Gülben Ergen’i biran olsun yanından ayırmıyor, bir dediklerini iki etmiyordu. Neredeyse direktifleri onlardan alıyordu. Onlar da istediklerini rahatlıkla yaptırıyorlardı. Hatta sevmedikleri insanları bile kovdurabiliyorlardı.
Bu kadroya daha sonra Muazzez Ersoy'da katıldı. Kendisi hakkında yapılan bir haberin bedeli Enver Ören'in emri ile 8 muhabirin işine son verildi. Olay basına yansıdı . Muazzez Ersoy magazin gazetecilerinin tepkisinden korktu. Enver Abisine bir kez daha ricada bulunarak bu gazetecileri tekrar işe almasını rica etti. Ama Enver Ören affetmedi...
60 YAŞINA KADAR YAPMADIĞI BİR İŞİ YAPTI
Bir kere bile olsun doÄŸum günü kutlamamıştı. 60. yaÅŸ gününde “dostları” ile birarada oldu. 10 Åžubat 2000 tarihinde, Enver Ören için büyük bir doÄŸum günü partisi düzenlendi. TGRT’nin yeni imajını yaratan yıldızlar doÄŸum gününde hazır bulundular. Bülent Ersoy, Seda Sayan, Sibel Can Enver Abi’yi bu mutlu gününde yalnız bırakmadılar. Hatta Sibel Can patronu için “Allah bizim ömrümüzden alsın sana versin” diye iltifatlar yaÄŸdırıyordu. Bu sözler karşılığını buldu. Enver Abisi, Sibel Can’a sürpriz yapıp kendi cipini hediye etti. Beyaz güvercinlerin uçurulduÄŸu gecede, “nice yıllara” diye temennilerde bulunuldu. Oysa daha sonraki yıllarda Enver Ören’in doÄŸum gününü kimse hatırlamadı.
TGRT NASIL “Tİ-Cİ-AR-Tİ” OLDU?
28 Åžubat’taki hatadan geri dönülmeliydi. Hemen bir “imaj” yenileme operasyonu baÅŸladı. Önce İhlas’ın vitrini olan TGRT deÄŸiÅŸmeliydi. OÄŸul Mücahit Ören bu noktada devreye girdi ve dizginleri eline aldı. Amerikalı “imaj maker”lara 3.5 trilyon liraya bir “deÄŸiÅŸim paketi” hazırlatıldı. Televizyonda eski islami çizgiden eser yoktu. Üstelik “Gör bak neler olacak” sloganıyla yeni anlayışın da ipuçları veriliyordu. TGRT’nin kapıları bambaÅŸka bir dünyanın kahramanlarına açılıyordu. TGRT’ciler deÄŸiÅŸime raÄŸmen, “Bizi eskisi gibi sanıp, kimse gelmez” diye korkuyorlardı. Oysa parayı duyan TGRT’ye koÅŸuyordu. O kadar ki piyasada tutunamayan, hiçbir televizyonun iÅŸ vermediÄŸi eski ünlüler bile TGRT’de büyük paralarla iÅŸe baÅŸladılar.
1993 yılından beri kuruma emek veren, “Siz cemaatin adamısınız” diyerek yıllarca sömürülen insanlar, bu paraları duyduklarında inanamıyorlardı. Eskiden İslami içerikte dizilere büyük paralar harcayan TGRT artık ÅŸarkıcı dizilerine para harcıyordu.
Tarihe mal olmuÅŸ İslami ve milliyetçi kiÅŸilerin hayatlarından kesitler sunan, “Deli Balta, Veysel Karani, Aziz Mahmut Hüdayi” dizilerinin yerini aÅŸk, entrika gibi “modern” deÄŸerlerin iÅŸlendiÄŸi “AÅŸkın DaÄŸlarda Gezer, Marziye” gibi diziler aldı. “Danimarkalı Gelin” gibi islamı öğrenen bir yabancı kadının hayat hikayesi de yerini motivasyon içerikli bol mankenli “Derman Bey” dizisine bıraktı.
“İHLAS SENEDİ ALAN HEM DÜNYADA HEM DE AHİRETTE KAZANIR”
İhlas’ın ilk yıllarında borsa senedi almak haram sayılıyordu. Bu durum İhlas Holding hisseleri borsada iÅŸlem görünceye kadar sürdü. İhlas çalışanlarına zorla deÄŸerinin üzerinde hisse senedi satıldı. Satışta kullanılan slogan ÅŸuydu: “İhlas alan hem dünyada hem de ahirette kazanır.” İhlas kağıtlarından alanlar bununla da kalmayıp kooperatif ve kaplıca projelerine destek vermek zorunda kaldılar. Herkes gücünün yettiÄŸi ölçüde bir ev ya da kaplıcaya yazıldı.
“Dini öğeler ön plana çıkarılarak” uygulanan satış yöntemi piyasada da etkili oldu. İhlas’ın projeleri milliyetçi-muhafasakar kesimden ilgi gördü. Yastık altı diye tabir edilen ve faiz iÅŸler diye bankaya yatırılmayan paralar faizsiz finans kurumuna yatırıldı veya İhlas’ın uzun vadeli projelerine verildi. Güven esasına dayalı, “inanan insan aldatmaz” mantığıyla holdinge büyük miktarlarda para aktı. 30 yıllık bir geçmiÅŸi bulunan İhlas Grubu islamcı sermayenin en köklüsü ve en büyüğüydü. Batmaz deniliyordu.
DiÄŸer islami holdinglerde olduÄŸu gibi yüksek kar payıyla para topluyordu. Bir anlamda “saadet zinciri” gibi iÅŸliyordu. Para akışı sürdükçe, sıcak parayla biriken kar payları ödeniyordu. Ne zamanki piyasalarda batacak dedikoduları çıktı, biranda zincir koptu.
İHLAS OLAYI: İmam Enver'den doktor Enver'e
“Annemin duasıyla zengin oldum”
Demirel onun için ”Durakta beklemez...” dedi
Gazetede ayakkabıyla dolaşılmaz, çıplak fotoğraflar bantla kapatılırdı
Liderlerin yanında yer aldı, yalnız biri hariç...
ANNEMİN DUASIYLA ZENGİN OLDUM
”TuttuÄŸun taÅŸ altın olsun...” Annesinin duası kabul oldu, Enver Ören “altın”ı bulmuÅŸtu. Çevresinde olup da Enver Ören’in nasıl zengin olduÄŸunu bilmeyen yoktur. Hemen her fırsatta “anne duasıyla zengin oluÅŸunu” anlattığı söylenir. 1970 yılında ticarete atılır. İlk iÅŸi bir taÅŸ ocağı satın almak olur. TaÅŸ ocağındaki kazılarda tebeÅŸir tozunun hammaddesi bulunur. Enver Ören, annesinin sözünü ettiÄŸi “altın”ı bulmuÅŸtur.
TebeÅŸir üretimine geçer “altın” markalı tozsuz tebeÅŸirler, o günden beri okullarda satılan yegane tebeÅŸirdir. Askerlikten atılma bir biyoloji öğretmeninin ilk iÅŸi mesleÄŸiyle ilgiliydi. "Altın- tozsuz tebeÅŸir"i Türkiye geneline yayarak ilk ticari baÅŸarısını elde etti.
Kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık ve ona bağlı "ışıkçılar" cemaatinin desteğiyle gönüllü bir pazarlama ordusu kurdu. Kısa sürede Türkiye'nin dört bir yanında taraftar topladı. Önce Hakikat ardından Türkiye gazetesiyle basın dünyasına girdi. Gönüllü pazarlama ordusu gazeteyi hiçbir karşılık beklemeden dağıttı. Sadece gazete değil, ileriki yıllarda tebeşir, dini kitap, stres bileziği ve İhlas markalı ürünler de dağıtıma dahil edildi.
İslamcı ve muhafazakar kesim "dini öğeler öne çıkartılarak" abone yapıldı. Gazetenin ilk yıllarında (1980) sabahları iÅŸe dini kitaplar okunarak baÅŸlanıyordu. Hüseyin Hilmi Işık’ın ilmihal kitabı Saadet-i Ebediyye ve İmamı Rabbani'nin "Mektubat" adlı eseri okunuyordu. Haber müdürü ya da baÅŸka yetkili biri 15 dakika kitaplardan dini bilgiler verir, ardından dualar edilerek iÅŸe baÅŸlanıyordu.
Gazetede ayakkabıyla dolaşılmasına izin verilmiyordu. Herkes ayakkabısını dışarıda çıkarır içerde terlik giyilirdi. Gazetede kadınların çalışmasına izin yoktu. Sekreterlerden temizlik elemanlarına kadar çalışanlar erkeklerden oluşuyordu. Gazeteye kadın geldiğinde çalışanlar günaha girmemek için kadına bakmayıp sırtlarını dönerlerdi.
Yine o dönem çalışanların anlattığına göre dışardan gelen gazetelere İran yöntemi sansür uygulanıyordu. Gazetelerdeki çıplak kadın fotoÄŸrafları bantla kapatılıyordu. Namaz vakitlerinde koridorlarda toplu namaz kılınıyordu. Hatta, bazen namazlarda Enver Ören’in imamlık yaptığı da oluyordu. Bu uygulama 1993 yılında kurulan TGRT televizyonunun ilk yıllarında da uygulandı. Enver Ören'e kayıtsız ÅŸartsız itaat esastı. NakÅŸibendi geleneÄŸinden gelen "ışıkçılar" asla "abi"lerine karşı gelmezlerdi. O her ÅŸeyin en doÄŸrusunu bilir ve onun dediÄŸi olurdu. Bu arada CaÄŸaloÄŸlu'nda küçük bir dükkanda baÅŸlayan ticari faaliyet 1990'larda holdinge dönüşmüştü.
Eskiden "imam" denilen “Enver Abi” de 1989 yılında Konya Selçuk Üniversitesi’nin kendisine verdiÄŸi fahri doktorluk ünvanıyla “doktor” diye anılmaya baÅŸlanmıştı. Gazete ve televizyonda Enver Ören’le ilgili haberlerde mutlaka “doktor” ünvanına yer veriliyordu. “Doktor Enver Abi”, ona kimse karşı gelemezdi. Öyle de oldu "imaj" olayına kimse karşı çıkmadı.
DEMİREL ONUN İÇİN “DURAKTA BEKLEMEZ...” DEDİ
Demirel, Enver Ören için "O durakta beklemez, gelen otobüse biner" dedi. Peki bu sözler ne anlama geliyordu? Enver Ören her dönem elindeki gazeteyi ve televizyonu iktidarın lehine kullandı. Devlete yakın durdu. Asker emeklisi ve ordudan atılan subaylar iyi maaşlarla işe alındı. Hemen hepsine bir müdürlük verildi. Belki bu yüzden holding ve televizyonda müdürden geçilmediği söylenir. En zor dönemlerde bile iktidara destek veren manşetler haberler İhlas kasasına kredi olarak geri döndü. Özal döneminde büyük bir yükseliş gösteren holding, Özal sonrasında başka iktidarlar için çalıştı. Özallı yıllarda Demirel'le ilgili tek bir haber gazetede yer almazken 1991'de DYP-SHP iktidarıyla Demirel'e hatta İnönü'ye övgüler dizildi.
Süleyman Demirel baÅŸta kırgın olduÄŸu Enver Ören'i affetti ve gazeteyi ziyaret etti. Bu durumu soranlara Demirel ÅŸu cevabı verdi: "Enver Ören durakta beklemez, gelen otobüse biner" demiÅŸti. Kendisi bir söz üstadı olan Demirel, demek istiyordu ki; “Enver Ören, iktidarı beklemez, yani iktidar kimse ona çalışır”.
Enver Ören, ANAP ve Mesut Yılmaz ile de arayı hep sıcak iliÅŸkiler kurdu. Kim iktidar olsa özel uçağıyla soluÄŸu Ankara’da alıyordu. Tüm bu siyasi iliÅŸkilerde Tansu Çiller'in çok özel bir yeri vardı. İktidarda olmadığı dönemlerde bile Çiller’e destek verdi. Çiller'e özel bir sevgi beslediÄŸi söyleniyor.
ERBAKAN VE ÇİLLER’E DESTEĞİ PAHALIYA PATLADI
Refah-Yol hükümetine destek verdi. Bu destek onu 28 Åžubat’ın kara listesine soktu. O listeden kurtulmak kolay olmadı. Erbakan ve Çiller hükümetine en büyük medya desteÄŸini İhlas Grubu verdi. Erbakan’la ortak paydaları olan “dindarlık” bağı ve Tansu Çiller’e olan sevgi bu durumu zorunlu kılıyordu. Hepsinden öte, önceki iktidarlarda olduÄŸu gibi yine iktidarda olana yakın olma politikası iÅŸliyordu.
28 Åžubat sürecinde hükümetin yıkılmaması için elinden geleni yaptı. Milletvekili transferlerinin önünü alabilmek için özel uçağını bile DYP’li ve RP’li milletvekillerinin emrine tahsis etti. Tüm bu giriÅŸimler baÅŸarısız olduÄŸu gibi Enver Ören birilerini de fena kızdırmıştı. İhlas Holding kara listeye alındı. İrtica yanlısı ÅŸirketler arasında gösterildi. Listeden çıkmak kolay olmayacaktı. Tüm İhlas camiasını köklü bir imaj deÄŸiÅŸikliÄŸi bekliyordu.
LİDERLERİN YANINDA YER ALDI, YALNIZ BİRİ HARİÇ
Gazete ve televizyon her dönem iktidara yakın oldu. Bir tek MHP'ye yaranamadılar. Bahçeli'nin unutamadığı, olay neydi? Her iktidar olanı yanına çekti. Bir kiÅŸi ve bir parti hariç, MHP onu asla affetmedi. Son genel seçimler öncesi MHP Lideri Devlet Bahçeli, Enver Ören'i ziyarete gitti. Ama Enver Ören ayağına kadar gelen misafiri, makamında olduÄŸu halde geri çevirdi. Bahçeli bu nezaketsizliÄŸi hiç unutmadı. Ve beklenen an MHP 'nin iktidar olması ile geldi… Enver Ören dahil kimse böyle bir sonucu beklemiyordu. "Nasıl böyle bir hata yapılmıştı?".
Hemen özel uçaÄŸa atlayıp Ankara’ya çıkarma yaptı. Ankara'ya giderken TGRT haberin seçkin kadrosundan, seçkin bayan spikerleri de yanındaydı. Devlet Bahçeli görüşmek istemedi. Enver Ören ise ısrarlıydı. Sonunda görüşme gerçekleÅŸti. Enver Ören samimi pozlar vermeye çalıştı. Hatta bira ara yanında oturan Bahçeli'nin dizine vurup "Ne iyi oldu iktidara geldiniz. İktidar partisine yaraşır genel merkez binasını yapmak da artık bize düşer" dedi. Herkese mesafeli durmasıyla bilinen Bahçeli sinirlendi, ayaÄŸa kalkıp baÅŸka bir yere oturdu ve danışmanına "görüşmenin bittiÄŸini" söyledi. Enver Ören ve ...
25. Juli 2006
http://www.nethaber.com ( http://www.google.com/notebook/public/03237738957502484514/BDRwQSwoQqJWNqMoh ) ALINTI...
|